HAYDAR PAŞA CAMİİ

 

XIV.y.y’da Lüzinyanlar devrinde Gotik nizamda (Gotik Çarpıcı-Style Falmboyant) inşa edilmiş St.Katerin Katedralinden, Osmanlı devrinde minare, mihrap ve mimber eklenmesiyle camiye çevrilmiş bir yapıdır. Katedralin camiye çevrilmesi ile yapıya Osmanlı ordusu komutanlarından Haydar Paşa’nın ismi verilmiştir. 

   İPLİK PAZARI CAMİİ

 

İplik Pazarı Sokağında bulunan mütevazi bir camidir. Ana salonun girişindeki yazıtta Evkaf Müdürü Mehmet Sadık tarafından 1899 yılında restore edildiği kaydedilmiştir. Kuzeybatı yönündeki son cemaat yeri düzgün kesme taştan yapılmış olmasına karşın diğer kısımları düzgün olmayan sarı taştan yapılmış, aralarındaki boşuklar ise moloz taşlarla doldurulduktan sonra üzerleri alçı ile sıvanmıştır.  Son cemaat yerinin cephede üç, iki yanlarda birer kemerli açıklığı vardır. Cami hariminin ahşap çatısı doğu-batı yönüne uzanan iki kemerle taşınmaktadır.  Cami harimi duvarlardaki basık kemerli pencerelerle aydınlanmaktadır.  Güneydoğu duvarında basit bir mihrap, bunun yanında ise süsleme ahşap minber yer almaktadır.  Minberdeki rozet ve çeşitli bitki motifli süsleme çok güzel ahşap bir işçiliğe sahiptir.  Harimin kuzeydoğusunda ahşap kadınlar mahfeli yer almaktadır.  Buraya kuzeydoğusundaki ahşap bir merdivenle ulaşılmaktadır. Caminin doğusundaki minare şimdiki camiden dah eski olup, ilk yapılan Hacı Ahmet Ağa Camisi’ne ait olduğu sanılmaktadır.  Kapısı caminin içine açılmaktadır.  Tek şerefeli, silindirik gövdeli ve külahı ise özellikle bazı cami minarelerinde olduğu gibi taşla örülmüştür.  Kıbrıs’ta örme taş külahlı sayılı minareler arasında yer alması itibariyle mimari tarihimizde ayrıcalıklı bir yeri vardır. Son cemaat yerinin karşısında altıgen planlı bir su deposu bulunmaktadır.  Avlunun zemini zamanla yükseldiğinden yalaklarıyla çeşmeleri yer seviyesinin altında kalmıştır. Cami günümüzde de hala ibadet yeri olarak kullanılmaya devam edilmektedir.

 

     KUMARCILAR HANI

 

Asmaaltı meydanında yer alan XVII.y.y’ın sonlarına ait bir Osmanlı hanı olup Büyük Han’a nazaran daha küçük ve daha mütevazidir. Öndeki Orta Çağ’a ait kemerli bir girişle Hanın orta avlusuna varılmaktadır. Yaklaşık 56 odadan müteşekil olan binanın üst kat odaları beşik tonozlu olmasına karşın,odaların önünde yer alan revak ahşap ve kiremitle örtülüdür. Şu anda özel mülk olan han,Eski Eserler ve Müzeler Dairesi tarafından kullanılmaktadır.

 

    GİRNE KAPISI

 

Surlarla çevrili eski Venedik şehrine girişi sağlayan tahkim edilmiş üç giriş kapısından birisidir. Yapıldığı dönemde Venedikli askeri mühendis Proveditore Francesco Barbaro’ya izafaten Porta Del Proveditore diye isimlendirilen şehrin kuzeyindeki bu kemerli giriş kapısı, İngiliz Sömürge İdaresi döneminde iki yanındaki surların kesilerek trafiğe açılması ile giriş kapısı olma fonksiyonunu yitirmiştir.

Osmanlı devrinde ‘Edirne Kapı’ diye bilinen bu giriş kapısının üzerinde 1821 yılında tek odalı ve kubbeli küçük bir bekçi kulubesi ilave edilmiştir.Eski kayıtlardan İngiliz Sömürge İdaresinden önce burda Horoz Ali denilen bir şahsın bekçi olarak görev yaptığı ve 1946 yılında 121 yaşında bu odada öldüğü öğrenilmektedir.Kapının güney duvarının üst tarafında II.Sultan Mahmut’un Tuğrası ve Latince bir yazıt yer almaktadır. Ayrıca kapının üst tarafındaki panellerde Kuran’dan çeşitli ayetler görmek mümkündür.

 

  1 ǀ 2 ǀ 3 ǀ 4 ǀ 5 ǀ 6 ǀ 7 ǀ 8